03- NODÜLE İĞNE BİYOPSİ NE KADAR GÜVENİLİR ?

Tiroid bezinin elle muayenesinde veya ultrasonla kontrolünde "nodül" denilen çapları birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişen yumrular tespit edilebilir. Nodüllerin zaman içinde nasıl değiştiklerinin kontrolü ve takibi gereklidir. Çünkü düşük bir olasılık olsa da uzun vadede kansere dönüşme ihtimalleri vardır. Bu ihtimal nodülün sıvı değil katı içerikli olması halinde ve hormon üretiminin düşük olması halinde (sintigrafide soğuk - solid nodül) daha yüksektir.

Her hastaya iğne biyopsisi yapılması şart değildir. Özellikle iğne biyopsisi yapılması gerekenler; çapı 2 cm den büyük nödülü olan hastalar ve nodül çapı daha küçük olsa dahi kalsifikasyon saptanmış olan hastalardır.

Tiroid ince iğne biyopsisi tiroid dokusuna doğrudan veya ultrason eşliğinde iğneler batırılarak doku alınıp incelenmesi işlemidir. Biyopsi ile takip gereksiz ameliyatları önlemek açısından faydalıdır. Ancak güvenilirlik açısından kısıtlılıkları olan bir yöntemdir.

Biyopsinin mevcut durumu tam yansıtabilmesi için genellikle bir çok yere, bir çok kere iğne batırılması gereklidir. Yine de yaklaşık her dört biyopsiden birinde alınan doku örneği tam sonuç vermeye yetmez.

Biyopsi sonucu kanser var dediği zaman bu hemen her zaman doğrudur ama yok dediğinde durum biraz karışıktır. Çünkü biyopsi ile kanser olgularının tümünün yakalanması teknik olarak mümkün değildir. En büyük handikap iğnenin bir noktaya batarken bunun hemen etrafındaki küçük bir kanser adacığının atlamış olabilme ihtimalidir.

İğne biyopsisi temiz (benign) rapor edilen hastaların ileriye yönelik takibinde her 5-6 olgudan bir tanesinin aslında kanser olduğu sonradan anlaşılır. Ameliyat olmuş kesin patolojisi kanser çıkmış hastaların geriye dönük incelenmesinde yaklaşık her dört hastadan birinin dosyasında önceden sonucu temiz çıkmış bir iğne biyopsisi raporu bulunur.