OBEZİTE

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son 35 yılda dünyada obezite oranı ikiye katlanmıştır. Yedi milyar civarında olan dünya nüfusunun yaklaşık 2 milyarı fazla kilolu, 600 milyonu ise obezdir. Yeryüzünde yaşayan her on kişiden biri obezdir.

TÜİK verilerine göre ise Türkiye'de her 6 yetişkinden biri obezdir. Yaklaşık 3 milyon kişinin ise hastalık derecesinde obezite sorunu olduğu tahmin edilmektedir.

Sorundan etkilenen nüfus dikkate alındığında dünya için obezite açlıktan daha büyük bir problem. Çünkü Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünya nüfusunun çoğu, obezitenin açlıktan daha fazla ölüme yol açtığı ülkelerde yaşıyor.

Obezite kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı, meme, rahim, kolon kanseri ve kas iskelet sistemi hastalıkları için major risk faktörü haline gelmiş durumdadır.


Ne yazık ki toplumda obezitenin nedenleri ve tedavisi konsunda yanlış anlayışlar hakimdir. Birçok insan tarafından fazla kilolu olmak keyfi bir tercih gibi, obezite tedavisi olmak da kozmetik amaçlı bir işlem gibi algılanmaktadır.

Halbuki obezitenin biyolojik, psikolojik ve sosyal nedenleri vardır. Obezite kronik ve ciddi bir hastalıktır. Obezitenin tedavisi ise sağlıklı bir yaşam için hayati ve tıbbi bir gerekliliktir.


İlk bakışta önlenebilir bir hastalık gibi görünmesine rağmen obezitenin genel nüfus içindeki oranı giderek artıyor. Son yıllarda hastalık derecesinde obez olan insanların tedavisi için yapılan sağlık harcamaları katlanarak büyüyor.

Diyet ve egzersiz tedavileri obezite hastalarının %10'undan daha azında kalıcı başarı sağlıyor. Her yıl yüz binlerce obezite hastası ruhsal, bedensel ve sosyal iyilik halini yeniden kazanmak için daha etkin olduğu gösterilmiş olan ameliyat seçeneğine başvuruyor.